Atrial septal defekt (ASD), kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasındaki duvarın doğumsal olarak tam kapanmaması sonucu ortaya çıkan yaygın bir doğumsal kalp hastalığıdır. Bu durum, kanın sol atriyumdan sağ atriyuma geçmesine neden olur ve soldan sağa şant oluşur.
ASD, çocukluk çağında sık görülmesine rağmen çoğu hasta belirti vermediği için erişkin yaşta tanı alır. Vakaların yaklaşık %70’ini sekundum tipi ASD oluşturur ve kız çocuklarında daha sık görülür. ASD, her 1.000 canlı doğumdan yaklaşık 2’sinde tespit edilmektedir.
Genetik yatkınlık, ileri anne yaşı, diyabet ve gebelikte yüksek kan şekeri ASD riskini artıran faktörlerdir. ASD; sekundum, primum, sinus venosus ve koroner sinüs olmak üzere dört ana gruba ayrılır. Patent foramen ovale (PFO) ise ASD olarak kabul edilmez.

ASD Belirtileri ve Tanısı
ASD’li bebek ve çocukların büyük bir kısmı asemptomatiktir. Tanı çoğunlukla üfürüm nedeniyle yapılan ekokardiyografi sırasında tesadüfen konur. Erken tanı ve zamanında müdahale, hastaların normal yaşam süresi ve kalitesine ulaşmasını sağlar.
Tedavi edilmeyen büyük defektlerde erişkin dönemde pulmoner hipertansiyon, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları görülebilir.
Türkiye’de Atrial Septal Defect Tedavisi
Türkiye’de sağlık turizmi, kalp ve damar hastalıkları alanında önemli bir merkez haline gelmiştir. Türkiye’de atrial septal defect tedavisi, ileri teknolojiye sahip hastanelerde, deneyimli kardiyologlar ve kalp cerrahları tarafından başarıyla uygulanmaktadır.
Sekundum tipi ASD’ler, kapalı yöntemle (transkateter cihaz ile) veya cerrahi olarak tedavi edilebilirken; primum, sinus venosus ve koroner sinüs tipi defektler cerrahi yöntemle kapatılır.
Uygun maliyetler, yüksek başarı oranları ve uluslararası akreditasyonlar sayesinde Türkiye, ASD tedavisi için dünyanın dört bir yanından hastaları ağırlamaktadır.

